Şebodan Notlar | Yazma Hakkında

Yazma Hakkında

Anasayfa Yazma Hakkında

Yazma Hakkında
Şebodan Notlar | Yazma Hakkında

Eylül 4, 2024

Yazmak İçin Ön Hazırlıklar

Yazma konusuna gönül verenlerden olduğunuzu fark ediyorsanız ya da ‘Bu konuyu bir deneyeyim, bakalım benden neler çıkacak?’ diyorsanız ilk adımlarınızda neler yapmanız ve düşünmeniz gerektiğine ait bir yazı bu okuyacağınız.

Moralinizi bozmak istemediğimi belirterek en başta şunu söylemek isterim; her iyi yapılmaya çalışılan iş gibi yazma eylemi de zor. Bu konudaki tutkunuzu, hayatınızdan, konfor alanınızdan ne kadar ödün vereceğinizi lütfen kontrol edin. Eğer geçici bir hevesse bile uğraşınızın sonunda iyi bir okur olursunuz. Bu da çok kıymetli değil mi?

Yazılarınızda iç dünyanızı, deneyimlerinizi, kurguladığınız karakterleri iyi aktarmayı öğrenirken roman, öykü kitaplarını ya da sanalda yer alan edebiyat dergilerini ÇOK OKUMALISINIZ. Yerli ve yabancı ayırımı yapmadan yarattığınız her fırsatta okumalısınız. İlk başlarda okumalarınız sıradan bir okuyucu gibi olsa da işin içine girdikçe dikkatli ve kendine çıkarımlar yapan bir yazar adayı gibi okumayı ve notlar almayı öğrenmelisiniz.

İlk okumayı keyfiniz için yapıp, sadece konuya, temaya, karakterlere, size bıraktığı duyguya bakabilir, yazarın dünyasını anlamaya çalışabilirsiniz. Bir romanı ya da öyküyü sevseniz de sevmeseniz de ikinci ve dikkatli okumada pek çok şeyi fark edersiniz. Sevmediğiniz bir romanı ikinci kere okur musunuz bilemedim. Bitirdiğinizde kendinize sorun; ‘Bu roman, öykü bana ne anlattı? Teması ne? Neden okudum?’ Bu sorulara verdiğiniz cevaplar sizi tatmin ediyorsa, güzel karşılıklar buluyorsanız yapılan iş amacına ulaşmış demektir. Özellikle ikinci okumalarda yazarın karakter özelliklerini nasıl verdiğine, atmosferi nasıl kurduğuna, çevreyi nasıl anlattığına, hikayedeki geri dönüşlere nasıl gidip geldiğine bakarız. Bir sonraki yazımda yazının matematiği ile ilgili konuları daha detaylı açıklamaya çalışacağım.

AYNI SORULARI KENDİ ROMANIN YA DA ÖYKÜLERİN İÇİN DE SOR!

Yazdığınız herhangi bir metinden sonra kendimize hep bu soruları sormamız gerekir aslında. Bu bir öykü ya da roman olunca daha da önem kazanıyor. Yoksa o kadar çaba ve emekle yazdığımız öykü ilk iki paragrafta, roman ilk iki sayfada okuyucuyu içine almıyorsa, hikâyeye davet etmiyorsa okuyucusunu kaybediyor.

Yazma konusunda Dünya genelinde 36 tema olduğundan bahsedilir ve ‘Bu konuların hepsiyle ilgili her şey yazıldı,’ denir. Densin, önemli değil. Hepimiz biriciğiz, olayları algılayış biçimimiz ve onlara verdiğimiz tepkiler, gözlemlerimiz çok farklı. Aşk konusunda yazılan binlerce kitap var, önemli olan sizin yazar olarak aşka nasıl baktığınız.

Sevdiğiniz bir öyküyü, yazarın anlattığı karakterin dışında, öyküdeki farklı karakterlerden birinin bakış açısıyla, konuya sadık kalarak yazmayı deneyin. Bambaşka bir öykü ortaya çıkar. Hele kalem kağıtla buluşmayı sevmiş ve kaleminiz akıyorsa, kelimeler ve diyaloglar değişir ve o sizin öykünüz olur.

İLK BAŞLARDA TAKLİT ÖYKÜLER YAZABİLİRSİN.

Bir öyküye ya da romana giriş yapmak önemlidir demiştim yukarıda, elimizin altında bulunan kitaplardan birçoğunu seçip öykü girişlerini kâğıda aktararak yazabiliriz. Zihnimiz bizim kurduğumuz cümleler olmasa da iyi bir yazarın cümlelerini kâğıda geçirirken o yapıyı kayıt altına alır. Buradaki zorluk biraz sabırlı olmaktır.

İYİ BİR YAZAR OLMAK İÇİN SABIRLI VE ÇALIŞKAN OLMALISIN😅

YAZMAYA BAŞLAMAK İÇİN ÖNCE ÖĞRENEYİM DEMEK BÜYÜK YANLIŞ OLUR.

Öğrenirken, konuyla ilgili araştırmalar yaparken yazmayı da sürdürmemiz gerekir. Hatta yazdıklarımızı güvendiğimiz birine, birilerine- şevkimizi kırmaması çok önemli- okumamız, ona okurken kulağımızla da duymamız önemlidir.

Size ilk başlarda okumanız için üç güzel kaynak kitap önereceğim:

CELİL ÖKER- HİKÂYE ANLATICILIĞI KILAVUZU

YEŞİM CİMCOZ- YAZARAK HAFİFLEYİN

ZÜMRÜT BIYIKLIOĞLU- YARATICI YAZARLIK

 

Şebodan Notlar | Yazma Hakkında

Ekim 4, 2024

Yazmaya Başlamak

Yazmaya nasıl başladın sorusuna, ‘Bu işe çocukluğumda başladım,’ gibi klişe bir cevapla girmeyeceğim. Öyle olmadı çünkü. Çok sıkıştığımı hissettiğim, çıkış yolu aradığım, yaş olarak olgunluk dönemimi yaşadığım bir zamanda, sevdiğim bir hocamın biriktirdiğim tecrübelerimi, deneyimlerimi yazmamı söylemesinden sonra hayatıma girdi yazı.

Üniversiteye girmek için çabalarken çocukluğumun geçtiği şehirden kurtulmak, kozamı kırmak hayati önemdeydi. Ergenlik ve gençlik yıllarında okuduklarım; edebi klasikler, aşk romanları, çokça test kitabı, ders kitabı ve sonraları iş ve kişisel gelişim kitapları oldu. Benim için önemli olan okulda ve işte başarılı olmaktı. Evlendikten sonra kurduğumuz şirkette kocamla birlikte çalışıyordum. Oldukça zor olmasına rağmen otuz yıl bu beraberliği sürdürdük. Son yıllarda iç sesim kendim için bir şeyler yapmamı fısıldamıyor, haykırıyordu artık. Hocamın o sözü de içimdeki bombanın pimini çekti ve ben bir defter alıp kendimi yazmaya başladım. Devam ederken bir yandan da internette araştırma yapıyordum. Her işte olduğu gibi yazmanın da bir ilmi olmalıydı. Amatörce yazılan bir öyküyü, romanı kâğıdın bu kadar kıymetli olduğu dünyamızda dosyamı gönderdiğim bir yayımcının basmayacağının farkındaydım. İnternette gezinirken, sekiz aylık bir eğitimin sonunda katılımcıların öykülerinin kitap olarak basıldığı eğitim programını gördüm ve heyecanla oraya yazıldım. Lisede edebiyat derslerinde gördüğüm kısıtlı yazma teknikleri dışında pek bir şey bilmediğim için bu eğitimde bunların ip uçlarını yakalarım diye düşünmüştüm. Her ticari yaklaşım gibi sonuç tam bir hayal kırıklığı idi. Zaman ilerledikçe buranın doğru yer olmadığını anladım. Her şeye rağmen ismi ‘İnsan Tenhaları,’ olan kitabın içinde ‘Kuyu,’ adında bir öyküm yer alıyordu. Kitabı elime aldığımdaki heyecan, bu işin burada kalmamasını ve içindeki her satırının bana ait olduğu kitaplarım olmasını istediğimi fark ettirdi.

Araştırmayı severim, bir konuya yürekten bağlanınca rabbimin doğru kişileri karşıma çıkardığına da inanırım. İnternette ‘Yazma hakkında eğitimler,’ diye arattığımda sevgili hocam Yeşim Cimcoz’ un videolarına rastladım. Samimi ve içten konuşmaları, yazmaya dair yaklaşımı beni içine çekti ve Sanal Yazı Evi, adında bir sanal platform olduğunu öğrendim. Girip baktığımda yazmaya dair her şeyin olduğunu gördüm. Biraz karışıktı ve çok bilgi vardı. Üye olup derslere katılabileceğimi fark ettiğimde gerekeni yaptım ve ilk yazı dersine katıldım. Katılımcılar hocanın verdiği tetikle yirmi, yirmi beş dakika yazıyor sonra da okuyorlardı ve herkes, hoca da dahil okunulan yazıyla ilgili yorum yapıp görüş paylaşıyordu. Cahil cesaretimle yazdığımı okumak için kendimi ortaya attım, okudum. Hatırlıyorum; kötüydü. Önemli olan hiçbir arkadaşımın ve hocamın, yazıdan uzaklaşmamı sağlayacak herhangi bir yorumda bulunmaması, tam tersi teşvik etmesiydi. Üç senedir bu yazma evinde üyeyim. Derslere girip çıkıyor, sitede yer alan konuları çalışıyorum. Bu çalışmalar sonunda çeşitli sanal dergilerde şu ana kadar on dört öyküm yayımlandı. Şimdi kitaplarım üzerinde çalışıyorum ve iyi yazmak için öğrenmeye devam ediyorum.

Bu sitede yayımlanmış öykülerim, yazılarım, seyahat notlarım olduğu gibi bu yazma yolculuğumdaki zorluklarımı anlattığım, öğrendiğim ve işinize yarayacağını düşündüğüm özet bilgileri de paylaşmak istedim. Yazmaya başlamam konusunda rehberim vardı ama izlemem gereken yolu el yordamıyla biraz zorlanarak buldum.

Yeşim hocam artık siteyi bu yönde daha güzel düzenledi yeni katılacak olanlar daha şanslı. Ben yine de kendimce anladığım yazma tekniklerine ilişkin özet bilgilerimi bu yazılar aracılığıyla sizlerle paylaşacağım.

Gözlerimi kapayacağım son ana kadar yaşamım öğrenmek ve yazmak üzerine olsun. 🤲

Şebodan Notlar | Yazma Hakkında

Kasım 25, 2024

Yazdığımız Roman ya da Öykülerdeki Temel Unsurlar

Diyelim ki; bir kafede otururken, otobüste, minibüste yolculuk ederken, katıldığınız bir toplantıda, eğitimde yani hayatın herhangi bir alanında sizi etkileyebilecek bir olay ya da karakterle karşılaştınız ve tutkunu olduğunuz yazma sevdanız o karşılaşmada sizde bir tetiklenme yarattı. Fikir, hikâye aklınızdan uçmadan elinizin altında bulunan bir kâğıda, peçete parçasına ya da telefonunuza sesli ya da yazılı olarak kayıt yapın. Çok akıcı ve güzel gelen fikirler bir o kadar da çabucak uçup gidiveriyorlar. Tecrübeyle sabit!
Sonra bulduğunuz ilk fırsatta akışta kalarak bunu kâğıda, ekrana dökün. Akıtmanız bitince dönün yazınızı okuyun. Ve şu sorulara cevap arayın.
Öykünüzü ya da romanınızı bitirdiğinizi düşündüğünüzde hangi kriterlere bakarak analiz edeceğinizi maddeler halinde yazmanın daha faydalı olacağını düşündüm. Aşağıda bunların geniş açıklamalı halini bulabilirsiniz.
En alta kadar okursanız kontrol kalemi gibi çek etme sorularınız elinizin altında. Benden söylemesi!?
Karakter Gelişimi:
Karakterlerin yeterince derinlikli mi? Zamanla gelişiyorlar mı yoksa durağan mı kalıyorlar? Onların değişimleri veya duygusal yolculukları inandırıcı mı?
Özellikle ana karakter, okuru etkileyen bir çatışma ya da değişim yaşıyor mu?
Olay Örgüsü:
Öykünün başlangıcı, gelişimi ve sonu mantıklı ve akıcı mı? Olayların akışı sürükleyici mi?
Bir çatışma ya da gerginlik unsuru var mı? Bu çatışma öykü boyunca gelişip tatmin edici bir çözüm buluyor mu?
Öykünün temposu uygun mu? Belirli sahneler çok mu hızlı geçiliyor yoksa gereğinden fazla mı uzatılıyor?
Sahneleme ve Gösterme (Anlatma- göster):
Öyküde, karakterlerin duygularını ve olayları göstermek yerine sadece anlatı mı yapılıyor? Gösterme tekniğini kullanarak, okuru olayın içine çekmeyi başarmış mısın?
Diyalog ve eylemler karakterlerin iç dünyalarını ve ilişkilerini yansıtacak şekilde etkili mi kullanılmış?
Tema ve Mesaj:
Öykünün arkasındaki ana fikir ya da tema nedir? Bu tema yeterince güçlü ve net bir şekilde aktarılıyor mu?
Okura vermek istediğin mesaj anlaşılıyor mu yoksa kayboluyor mu?
Diyaloglar ve Gerçekçilik:
Karakterlerin konuşmaları doğal mı? Diyaloglar, karakterlerin kişiliklerine uygun ve hikâyeyi ileriye taşıyacak şekilde mi yazılmış?
Diyalogların öyküye katkısı var mı, yoksa sadece sayfa doldurmak için mi kullanılmış?
Duygusal Etki:
Öykü, okurda beklediğin duygusal etkiyi yaratıyor mu? Belirli anlarda karakterlerin yaşadığı duygular okura geçiyor mu?
Özellikle yoğun duygusal sahnelerde, karakterlerin tepkileri samimi ve inandırıcı mı?
Dil ve Üslup:
Kullanılan dil ve üslup, öykünün genel havasına uygun mu? Dil çok mu süslü, çok mu basit yoksa hikâyeye uygun bir denge mi var?
Metindeki betimlemeler ve imgeler hikâyeyi güçlendiriyor mu, yoksa akıcılığı mı engelliyor?
Yapısal Unsurlar:
Öykü, uygun bir giriş, gelişme ve sonuç yapısına sahip mi? Okuru çeken bir giriş ve tatmin edici bir sonuç var mı?
Sahne geçişleri net mi? Mekân ve zaman değişimleri okuru kafa karışıklığına sürüklemeden aktarılabiliyor mu?
Bakış Açısı:
Hikâye hangi bakış açısıyla anlatılıyor? Bu bakış açısı, hikâyeyi etkili bir şekilde sunmak için doğru seçim mi?
Anlatıcı güvenilir mi ve bu hikâyeye uygun mu?
Semboller ve Motifler:
Öyküde semboller ya da tekrar eden motifler var mı? Bu unsurlar hikâyeye derinlik katıyor mu?
Hikâyede gizli anlamlar ya da okuru düşünmeye sevk eden metaforlar var mı?
Bu analiz unsurları sayesinde, yazdığın öykünün güçlü ve zayıf yönlerini belirleyebilirsin ve üzerinde çalışabileceğin noktaları fark edebilirsin. Ayrıca, her bir unsur üzerinde durarak, öykünün hem teknik hem de duygusal olarak en iyi haliyle okura ulaşmasını sağlayabilirsin. Ve elbette beğenilirsin.
KONTROL KALEMİNİ ELİNE AL VE AŞAĞIDAKİ SORULARIN GEÇTİĞİ YERLERE DOKUN BAKALIM.
Karakter Tanıtımı:
Karakterler kim? Temel özellikleri ve motivasyonları nedir? Okur karakterlerle bağ kurabiliyor mu?
Karakterlerin cinsiyeti, yaşları, sosyal statüleri hikâyenin doğru yerinde mi tanıtılmış?
Olay Örgüsü ve Çatışma:
Ana çatışma nedir? Çatışma hikâye boyunca mantıklı bir şekilde gelişiyor mu?
Bölümler tutarlı ve sürükleyici mi?

Diyalog ve Gösterme:
Diyaloglar karakterlerin kişiliklerini ve çatışmalarını ortaya koyuyor mu?
“Anlatma, göster” ilkesine uygun sahneler var mı?
Bakış Açısı:
Bakış açısı (birinci tekil, üçüncü sınırlı, üçüncü tanrısal, vb.) hikâyeye uygun mu?
Atmosfer ve Betimleme:
Mekân ve atmosfer anlatımı hikâyeye uygun mu? Karakterlerin ruh halini yansıtıyor mu?
Betimlemeler hikâyeyi zenginleştiriyor mu yoksa anlatıyı gereksiz yere mi uzatıyor?
Tema ve Mesaj:
Öykünün altında yatan ana fikir veya mesaj açık ve anlaşılır mı?
Tema, karakterlerin yaşadığı olaylarla ve çatışmalarla uyumlu mu?
Duygusal Derinlik:
Karakterlerin duygusal yolculukları inandırıcı mı? Okur, karakterlerin yaşadığı duyguları hissedebiliyor mu?
Duygusal yoğunluk, önemli anlarında doğru seviyede mi?
Beş Duyu Kullanımı:
Öyküde beş duyunun (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma) kullanımı var mı? Duyular etkin bir şekilde kullanılmış mı?
Sahneleme ve Aksiyon:
Sahne geçişleri akıcı mı? Olaylar arasında belirgin kopukluklar var mı?
Karakterlerin eylemleri ve diyalogları hikâyenin akışına katkı sağlıyor mu?
Dil ve Üslup:
Dil, hikâyenin tonu ve atmosferiyle uyumlu mu? Gereksiz süslü anlatımdan kaçınılmış mı?
Üslup, duygusal yoğunluğu yansıtacak şekilde etkili mı kullanılmış?
Giriş ve Son:
Giriş bölümü, okurun ilgisini çekiyor mu ve hikâyeye uygun bir başlangıç sunuyor mu?
Son, karakterlerin yaşadığı değişimi ya da ana çatışmanın çözümünü tatmin edici bir şekilde sunuyor mu?