Şebodan Notlar | Mabedim

Mabedim

Şubat 27, 2025

Kızım evlenip evden ayrılınca çalışma odası boşaldı. Uzunca bir süre kapısından girmedim, giremedim. Yatak odama giderken eskiden hep kapalı olan kapısını tıklatmak istesem de artık sürekli açık olduğu için yapmama gerek yoktu. Ne zaman aramızda bir ergenlik kavgası olsa, özür dileyerek tıklatacağım o kapalı kapı, artık sadece bir hatıraydı. Kaç kez o odaya girmeden, önünden geçip gittim bilmiyorum. Sadece eve gelen yardımcı odayı silip süpürüyor, kapısını yarı açık bırakıp çıkıp gidiyordu.
İş hayatımı sonlandırma fikri gönlüme düştüğünde ve yazıyla flörtleşmeye başladığımda kendimle kalabileceğim bir alan aradım evde. Birden o odayı hatırladım. Önüne dikilip kapısını ardına kadar açtım ve dakikalarca baktım. Kızımın kitaplığındaki bel vermiş raflara, iyi yerleştirilmediği için kullanılmış defterlerin fırladığı yarı kapalı dolap kapaklarına, eskimiş döner koltuğa tek tek göz gezdirdim.
O gece uyumakta zorlandım. Aklımdaki hayallerin heyecanı sabaha kadar peşimi bırakmadı. Ertesi sabah, odayı kendim için dönüştürmeye başladım. Önce bana ait olmayan ve kızımın atılıp atılmayacağına karar vereceği kitapları, defterleri ayıkladım. Eski kütüphaneyi söküp kapının önüne, çöp kutusunun yanına koydum. Ardından köpüklü bezlerle her köşeyi temizledim. İkea’dan aldığım yeni masamı ve kitaplığımı ellerimle kurdum. Eşimle ortak kullandığımız kitaplıktan bana ait olan bütün kitaplarımı saatlerce ter içinde kalıncaya kadar taşıyıp yerleştirdim.
Kızımın, “Çok eskimiş, atsana bunu artık anne,” dediği deri koltuğu, hayal kurmak, yazmak, kurgularımı düşünmek ve kitap okumak için odanın cama bakan duvarına yasladım. Yoga yaptığım matımı, diz ve el bloklarımı da hemen elimin altında olacak şekilde koltuğun yanındaki sandalyenin üstüne koydum. Öylece bir kenarda duran örgü kutumu ve şişlerimi toplayıp tekli koltuğun yanındaki sehpanın altına koydum.
Kızım ilk torunuma hamileyken çok verimliydim. O yaz hiç durmadan örmüştüm: Her bir ilmeğine dualar okuyarak İki battaniye, iki yelek hatta bir yün pantolon bile bitirmiştim. Sonra araya hayat girdi. Yazmak, daha iyi yazmak için aldığım eğitimler derken yünlerim ve şişlerimi o sehpanın altında unuttum. Şimdi, kutunun içinde tamamlanmayı bekleyen işler var: üç, beş tanesini örüp yarım bıraktığım kırlent kareleri, eteğinden başlayıp kolunda kaldığım kadife ipinden torunuma örmek istediğim bir palto…
Biliyorum, tamamlamak için çabalasam da öreceğim kırlenti kızım artık kullanmaz, torunuma da o hırka küçük gelir. Ama onları bitirmek hep aklımda. Gerçi ördüğüm battaniyeler, bezi bırakınca altına sıkça kaçıran torunumun çişine iyi dayandılar. İkinci torunum henüz bezden kesilmediği için, o battaniyeler aynı dayanıklılığı gösterir mi, bilmiyorum.
Ne olursa olsun, örmenin beni rahatlattığını, zihnimi toparladığını biliyorum. Şimdilerde hâlâ biraz koşuşturmam var. Ama umudum ve dileğim, evlendiğimizde ciddi paralar ödeyerek aldığımız o eski koltuğa oturup, kalan örgülerimi tamamlamak ya da yeni parçalar örmek. Az kaldı. Kafama koydum mu yaparım.

Bir cevap yazın

E-posta yayımlanmayacak